İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Atatürk Polis’i Neden Severdi?

Daha önce yazdığım Polis Mayası yazımda emniyet teşkilatı üzerinde bulunduğum tespit ve eleştirilerimi kaleme almıştım. Aradan altı yıl geçtikten sonra sizlere ister istemez aidiyet duyduğum Türk Polis Teşkilatının 181. Yıl dönümünde Atatürk’ün polise bakışını anlatmak isterim. Ancak ondan önce değinmek istediğim birkaç husus var.

Herkesin bir türlü empati yapamadığı, söylemlerinde hak bulmak şöyle dursun manaya dahi rastlanmadığı bir güruh vardır. 2023 yılına kadar benimde vardı. Bu güruhun maksadını artık çözdüm. Mesela bunlar “Türk” kelimesinden rahatsız. Mesela bunlar bir takım azınlıkların azgınlıklarını adeta ehliyet sahibi olmayan bir çocuğun yaramazlıkları gibi değerlendirirken Türk polisinin ölçülü müdahalelerine ağzından köpükler saça saça karşı çıkar. Mesela bunlar kendinden olanın her türlü ahlaksızlığına demokrasi ve özgürlük zemininde yer ararken milletinin inançlarına saygı duymaz. Bilakis tiksinir bu toprakların insanından. Gelelim sebebine; bu kimseler şark ile garb arasında sıkışmış kimliksizlerdir. Onlar kabul görmeyen garplılığının acısını kendi insanından çıkarır. Sanmayın ki bunlar yalnız şimdi varlar. Gazi Paşa zamanında dahi elbette var ve de aynıydılar. Bizim gibilerin o zaman tavrı neyse şu anda da tavrımız o. Gazi Paşa hazretlerinin ittihadından caymayacağız.

Bu güruha namzet biri yakın zamanda gerçekleşen bir eylemde açtığı pankarta “zaten okusaydın polis olmazdın” yazmış. Polis olmak ne demektir! Kimler polis olur ya da polis olanlar ne yöne başkalaşır! Bir fikri var mıdır acaba bu arkadaşın? Sanmmakla birlikte kendisi birgün polis olmak zorunda kalırsa umuyorum okumuş bir polis olur. Kendisi gibi akademi tozu yutmuş meslektaşları ile teşkilata yön verir.

Gelelim sebebi tarihimize. Mustafa Kemal Atatürk, bir asker olmasına karşın kolluk kuvveti olarak polisleri daha çok sever ve bazı hususlarda daha çok güvenirdi. Bunun duygusal bakışın dışında çok daha mantıklı ve elle tutulur sebepleri olduğunu söylemeye lüzum görmüyorum. Zira önce hürriyetin gelmesinde rol oynayan, daha sonra ise cumhuriyeti ilan edecek belagat ve basirete sahip Atatürk’ün konuyu anlamamıza sebebiyet veren talimi oldukça etkileyici. Sizlere aktaracağım hikaye Atatürk’ün polislere tavrının yanı sıra hem dünyaya hem de silah gücüne bakış açısı ile ilgili fikir verecektir. Konuya tam olarak girmeden belirtmek isterim ki elimdeki kaynakların yetersizliğinden dolayı bu olayı anlatırken edebi yeteneklerimden faydalanmaktan geri durmayacağım.

Cumhuriyetin ilanından bir süre sonra; bakıldığında Türk inkılabının rahatlıkla hissedildiği ve gündelik hayatın yoluna girmeye başladığı günlerden birinde meskun mahalde, şehir içinde kolluk müdahalesi gerektiren bir durum hasıl oluyor. Atatürk’ün, gençliğinde inandığı ve savunduğu fikirler üzerinde haklı olduğunun anlaşılması için fazlaca sabretmesi gerekemiştir. Bu sebepten oluşturduğu ve tartıştığı cemiyetlerde savını ispat için somut deney ve tecrübeler ortaya koymaktan çekinmezdi. Bahsi geçen konuya müdahale için askerin mi yoksa polisin mi gitmesi gerektiği tartışmaya açıldığında ise kendisi polisin uygun olacağını fikrindedir. Bunu ispat için bir asker çağırıp ve bulundukları salonda bir vazoya ateş emri verir. Gelen asker tereddütsüz nişanını aldı ve vazo askerin atışı ile paramparça olur. Ardından bir polis çağırttı ve aynı şeyi ondan da istemesine rağmen polis fazonun parçalarının etrafa saçılırken Gazi Paşa ve misafirlerine zarar vereceği endişesi ile tereddüt eder. Bu tereddütünü ise tereddüt etmeden Atatürk ile paylaşır. Meselenin yeterince anlaşıldığını gören Atatürk, polise teşekkür ederek çekilebileceğini söyler.

Teşkilata çekirdekten hakim olduğumu kanıtlayan bir fotoğraf. Bendiniz henüz 1-2 yaşlarında Çevik Kuvvet otobüsünün içinde ve yanımda annecağızım.

Netice itibari ile Atatürk, özellikle insanların yoğun olduğu şehirlerde Türk polisinin çok daha ihtiyatlı ve doğru kararlar alabildiğini ortaya koymuş oldu. Bin bir türlü terör unsuru ile mücadele eden Türk devleti, bugün bile şekil değiştiren milis teröristlerle mücadele sırasında şehir ve şehirlilerin güvenliğine dikkat etti. Türk Polis teşkilatının yetiştirdiği Polis Özel Harekat personeli dünyada meskun mahal operasyon birimleri arasında başarı oranı olarak ilk sırada ve bu yerini korumaktadır. Daha 3-5 gün önce İstanbulda İsrail konsolosluğuna gerçekleştirilen saldırıda bir polisin transit bir aracın altına yatarak teröriste dolaylı zayiatı neredeyse sıfıra indiren bir açıdan ayaklarına ateş ederek etkisiz hale getirmesi de bu duruma en yakın örnektir.

Gelelim bu olayın geçtiği kaynaklara. Açıkçası spesifik olarak Atatürk’ün bu olayını anlatan bir çalışmaya rastlamadım. Yalnızca Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ve çeşitli İl Müdürlüklerinin web sayfalarında polis okullarının açılması ile ilgili benzer bir hikaye anlatılır ama olayın aslını henüz teyit etmiş değilim. Bu konunun bana intikali ise iki kişi sayesinde oldu. İlki yıllar evvel ben daha çocukken emekli polis dedem Mustafa Bayoğlu’nun bana bu olayı anlatması ile oldu. Diğeri ise her görüşmemizde zihnime çözülmesi gereken düğümler atan kıymetli hocam Prof. Dr. Bahri Ata’nın anlatması ile.

Yazıda kaynağını teşkil eden bu iki kişiye teşekkür ediyor ve Türk Polis Teşkilatı’nın onurlu evlatlarının 10 Nisan Polis gününü kutluyorum.

Gökhun AYDIN

 

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme by Compete Themes.